Yüksek Dozlu Ozon Majör Otohemoterapi ("Çok-Geçişli Terapi"): Eleştirel Bir Değerlendirme — Prof. Dr. Emma Borrelli-Siena Üniversitesi İtalya
- Ozon Tedavi Dr Lale Yeprem

- 7 May
- 3 dakikada okunur

Prof. Dr. Emma Borrelli, MD, PhD Ozon Terapisi Polikliniği, Nöroşirurji Birimi, Le Scotte Üniversite Hastanesi, Siena, İtalya Siena Üniversitesi, Oksijen-Ozon Terapisi Lisansüstü Programları, Öğretim Üyesi
Bu editöryal yazı, ozon terapisi alanında giderek yaygınlaşan ve şu ana dek ne deneysel ne de klinik kanıtla desteklenen bir uygulamaya ilişkin ciddi kaygıları gündeme getirmeyi amaçlamaktadır: yüksek dozlu ozonlu büyük otohemoterapi, yaygın adıyla "on-geçişli terapi" (ten-pass therapy).
Bilimsel Temel: Hormesis ve Terapötik Pencere
Siena Üniversitesi'nden Prof. Velio Bocci önderliğindeki araştırma grubunun 25 yılı aşkın süre önce yürüttüğü temel çalışmalar — in vitro, in vivo ve klinik araştırmalar dahil — ozonun insan biyolojik sıvılarıyla (kan ve sinoviyal sıvı dahil) temas ettiğinde etkisini hormesis mekanizmasına göre gösterdiğini tartışmasız biçimde ortaya koymuştur.
Buna göre iyi tanımlanmış ve dar bir terapötik pencere mevcuttur: ozon, eşik konsantrasyonun altında farmakolojik açıdan etkisizdir; bu eşiğin üzerinde ise sitotoksik hale gelir. Kanıta dayalı aralık olarak belirlenen bu terapötik pencere (gaz başına 20–50 μg ozon/mL), kan ya da diğer biyolojik sıvılarda kontrollü biçimde, geçici ve sınırlı miktarda reaktif oksijen türleri (ROS) ile lipid oksidasyon ürünleri (LOPs) üretilmesine olanak tanır. Bu moleküller hücre içi sinyal aracıları işlevi görerek transkripsiyon faktörlerini ve aşağı yönlü moleküler yolakları aktive eder; böylece ozon terapisinin tıbbi uygulamalarının temelini oluşturan çok sayıda ve klinik açıdan anlamlı biyolojik etki ortaya çıkar.
"On-Geçişli Terapi" Nedir ve Ne Gibi Sorunlar Barındırır?
Son yıllarda ABD'li bir hekim olan Dr. Rowen, söz konusu "on-geçişli" ya da yüksek dozlu büyük otohemoterapi tekniğini yaygınlaştırmaktadır. Bu yaklaşım, Dr. Lahodny'nin yayımladığı tek bir hipoteze dayanmaktadır; Lahodny, in vitro bir çalışmada terapötik aralık dışı ozon konsantrasyonlarının mitokondriyal aktivite üzerinde terapötik etki doğurabileceğini ileri sürmüştür.
Bugüne dek güvenlilik ya da klinik etkinlik açısından hakemli herhangi bir verinin yayımlanmadığı bu yöntem, her iki açıdan da ciddi kaygılara yol açmaktadır. Tek bir seansta uygulanan kümülatif ozon dozu son derece yüksektir: toplamda 140.000 μg ozon — kanıta dayalı büyük ozonlu otohemodiyaliz protokollerinde kullanılan miktarın yaklaşık on katı. Bu dozlama rejimi, mevcut ve iyi tanımlanmış ozon farmakolojisi çerçevesinde hiçbir gerekçeye sahip değildir.
Bu tekniğin savunucuları, yalnızca altı denek üzerindeki gözlemlere dayanarak mitokondriyal işlevde olası bir iyileşme çıkarsamaktadır. Ancak kritik bir sorun göze çarpmaktadır: diğer temel güvenlik parametreleri (hematolojik indeksler ve hücresel bütünlük üzerindeki etkiler gibi) ya da etkinlik uç noktaları (inflamatuvar, immünolojik ve antioksidan biyobelirteçler üzerindeki etkiler gibi) açısından hiçbir mekanistik açıklama sunulmamaktadır.
Cihaz Üreticilerinin Tutumu ve Ticarileşme Riski
Endişe verici bir diğer husus, bazı ozon terapisi cihaz üreticilerinin tutumudur: bu üreticilerin bir kısmı, kanıtlanmamış bu yöntemi hızla benimseyerek on-geçişli tedavileri gerçekleştirecek biçimde tasarlanmış cihazlar piyasaya sürmüştür. Bu ticarileşme süreci, uluslararası konferanslarda ve mesleki toplantılarda bilim insanlarının açıkça dile getirdiği uyarılara karşın ilerlemiş görünmektedir.
Toksikolojik Perspektif: Sitotoksik ve Genotoksik Riskler
Toksikolojik açıdan değerlendirildiğinde, on-geçişli yöntemde kullanılan ozon konsantrasyonları sitotoksik ve potansiyel olarak genotoksik etkilerin görüldüğü aralığa girmektedir; bu etkilerin sonuçları hem akut dönemde hem de uzun süreli kümülatif maruziyetin ardından ortaya çıkabilir. Tedavinin ardından zaman zaman hastalarca bildirilen geçici öznel iyilik hissini, kanıta dayalı terapötik yararın bir göstergesi olarak kabul etmek metodolojik açıdan savunulamaz; klinik bağlamda ise etik olarak kabul edilemez.
Sonuç: Kanıta Dayalı Uygulamaya Çağrı
Bilimsel bilginin zaman içinde revize edilebileceğini ve bu çalışmada kesin bir doğruluk iddiasında bulunulmadığını belirtmek gerekir. Bununla birlikte, yerleşik klinik uygulamanın köklü biçimde değiştirilebilmesi için spekülatif çıkarsamalar değil, titiz deneysel ve klinik kanıtlar temel alınmalıdır.
Bu nedenle ozon terapisi topluluğu, doğrulanmamış yöntemlere karşı temkinli olmaya ve geniş çaplı hakemli literatürle desteklenen uygulamalara bağlı kalmaya davet edilmektedir — en azından mevcut ozon terapisi protokollerinin revizyonunu haklı kılacak güçlü ve tekrarlanabilir bilimsel veriler ortaya çıkana dek.
Kaynak: Borrelli E. "High-Dose Ozonated Major Autohemotherapy ('Ten-Pass Therapy'): A Critical Appraisal." — Ozon Terapisi Polikliniği, Le Scotte Üniversite Hastanesi, Siena, İtalya.



Yorumlar